Güzergah

Her gün bir doğaçlama aslında farkında olsak da olmasak da her günün yeni bir yaşanmışlığı ekleniyor üzerimize. Güne dair bütün planlar önceden tasarlanmış olsa da günün ne şekilde geçeceğini tam olarak kimse bilemiyor.
Bu anlamda bizler birer zayıf tasarımcılarız aslında. En azından işlevsellik anlamında geleceği hesaplayamaya çalışsak da anın değişkenliğinde geçiriyoruz hayatımızı. Planlardan veya olacaklardan bahsetmemiz o kadar da zor değil, belki de doğru olan belirli bir zaman dilimine yayılan olayların değerlendirilmesidir. Ancak kimse anın tam bir hesaplamasını yapamıyor. Özellikle sinemada anın önemi üzerine vurgu yapan bir çok hikaye mevcut. Peki ya yaşarken de belirli bir kurgunun parçası olabilir miyiz?
Bu duruma dini taraftan bir yorum getirirsek evet kaderimizde ne varsa onu yaşıyoruz. Ancak benim anlamadığım ortak bir kurgunun parçası olan insanların kafalarından her ne geçerse geçsin yaşadıkları durum sadece o “a’na” ait oluyor. Ve sesler kendi içinde bir senfoni yaratarak o anı bize bir şekilde anlatıyor. Demek istediğim mesela dolmuşa bindiğinde başından her ne geçerse geçsin önemli ya da önemsiz o olay hafızamıza “ben dolmuştayken” diye geçiyor. Peki ya o dolmuşta olan diğer tanımadıklarımıza göre durum nedir dersek. Onların da hafızalarına o olay aynı şekilde kazınıyor. Kısaca o anı, istesek de istemesek de seçtiklerimizle ve seçmediklerimizle orda ki insanlarla beraber yaşamış oluyoruz. Bu yüzden o andan geriye en belirgin olarak duyduğumuz ortak sesler kalıyor.
Peki, burada seçilmiş ve seçilmemiş olan durumların bir değerlendirilmesi üzerine gerçekleşmiş bir olaydan veya olaylar zincirinden bahsedebilir miyiz? Olayların da birbirinden farklı güzergahlarda geçtiğini varsayarsak ortaya şöyle bir durum çıkmaktadır.
Seçmediğimiz insanlarla aynı yerde bulunurken benzer durumların etkisinde kalabiliyoruz. Bir güzergâhtan bahsediyorum aslında günlük yaşamda evden işe, ya da okula giderken ve gelirken yaşadığımız süreç pek de farkında olmadan çizdiğimiz güzergahların bir parçasıdır. Bir diğer güzergah ise daha genel olarak hayatın ta kendisi yani yaşamımız daha uzun bir zaman periyodunda doğumdan ölene kadar seçtiğimiz ve seçmediğimiz durumların etkisinde geçiyor. Doğduktan sonra ailemizi seçemememiz gibi dinimiz de bize sorulmadan o anda nüfus kağıdına kodlanıyor. Kısaca İlk damgayı yiyoruz benliğimize. Aslına bakılırsa size konan ilk isminde sizin için pek bir ifadesi olmaması lazım mesela ben küçükken ismimi söyleyemediğim için değiştirmiştim ve arkadaşlarıma öle tanıştırmıştım kendimi. Bunun daha sonra çok saçma olduğunu anlasam da yaptığım şeyin bir sıkıntıdan kaynaklandığını unutmamak lazım.
Bir şekilde belirli veya önceden belirlenmemiş bir güzergâhta geçiyor hayat. Buna seçilmiş ve seçilmemiş durumları da eklersek, hayatımızın bir kısmı ciddi bir kaos altında.
Bunun illa ki bir sorun teşkil etmesi gerekmiyor. Duruma alışkanlıkta kazanabiliyoruz bu da sadece duyarlılığımızı yitirmemize neden oluyor. Yani yalnız bırakılsak da ya da yalnız kalmak istesek de belirli bir bütünün parçası olarak yaşama durumundayız. Farkında olanlarla farkında olmayanlar budurumda aynı çatı altında toplanabilir.


Workshop çalışması sırasında Galata Perform ve çevresinde ki bir çok bina da yapı çalışması yapılmaktaydı. 4 gün içerisinde performansçının karşısına çıkan sesler kaydedildi. Ortaya doğaçlama ve sadece o “a’na” ait bir kayıt meydana geldi. Performans sırasında bu kayıt sergi salonunun da katılımcının okuduğu metnin sesine karışarak yayıldı. Daha önce kaydedilmiş Video’da ki tekrarlamalara performans sırasında devam edildi. Aynı metin ardı ardına 1 saat boyunca arada ufak molalarla beraber izleyiciye ulaştı

.

 
 
Copyright © 2008 Tüm Haklari Saklıdır. Burçak Konukman
Web tasarim Uğur Karagül